#yeniler #ortaya #haber #müzik #lgbti tema #tv #lgbti #sözlük #sinema #web/tekno #yazarlar #aktivizm/etkinlik #mekan #der./oluşum #edebiyat #stil #lubunca #ilişkiler tümü
yeniler
Sayfa :
pratik kız sanat okulları


  • okuyup iş güç sahibi olamamış kadınlara meslek edindirme odaklı eğitim veren lise dengi bir okul türüdür. bu okullarda yaygın olarak terzi, okul öncesi yardımcı öğretmeni, aşçı yetişir. (bkz: bir bağyaan için en ideal meslek(!)) yine de bu okullar iyi ki vardır çünkü çoğu kapatılıp az sayıda kalmış (50nin altında) bu okullar sayesinde pek çok kadın kaderini değiştirme fırsatı bulmuştur.

    bilmem kaç yaşından sonra lise okumak fikriyle ürperirsiniz önce. korkuyu nefret zanneder tüm zırhlarınızı kuşanarak girersiniz okulun kapısından.hetero kadınlara gareziniz yoktur ama sempati de beslemezsiniz ve 3 kocaman seneyi konuşacak paylaşacak hiçbir şeyiniz olmayan heteroseksüel kadınlarla geçirme fikri çıldırtır sizi. belki sizin paylaşacak hiçbir şeyiniz yoktur; ancak onların paylaşacak milyonlarca şeyi vardır. önce bir kadın,defteriniz olmadığından dolayı öğretmen size kızmasın diye defterinden bir sayfa paylaşır sizinle. sonra başka bir kadın 'öğlen dışarıdan yemeye para mı dayanır?' diyerek yemeğini paylaşır. ardından başka birisi kocasına aşık oldu ve kaçıp evlendi diye onu artık sevmeyen annesini paylaşır. bir başkası okumak isterken nasıl zorla evlendirildiğini, bir başkası kendisine asılan kaynını, bir diğeri çocuklarının kendisinden utandığını, beriki sevdiği oğlan alevi diye vermediklerini ve onu hiç unutamadığını, öteki çocukken etin pişmesini beklerken sıkıldığı için kendisine çiğ et yediren üvey annesini... bir öğlen saati bir şey fark edersiniz: her hikaye birazcık sizsinizdir aslında.

    pratik sanat öğrencilerinin hiçbirisi,homofobik olabilecek kadar relaks bir yaşantıdan gelmiyordur o okula. o cahil cühela görüntülerinin altında, 'yalanı yaşamak', 'yalanla yaşamak', 'yaşayamamak','gerçek','gerçek olmayan','oldurulamayan' la ilgili derin felsefeler yapmış ve derin sonuçlara ulaşmış kimseler vardır. bu yüzden pratik sanat okullarında fatih ürek bir top değildir. 'o da öyle doğmuş kız naapsın, karı alıp karıyı mı mutsuz etsin, kendini mi?' tümcesinin öğesidir. hikayenizi hissederler.meraktan değil 'insanız madem, insanın kurdunu alalım.' diyerek çaktırmadan sorarlar size; siz de çaktırmadan anlatırsınız onlara. milyon çeşit insanlık halinden bir tanesi olarak alırlar repertuarlarına sizin hikayenizi de.cümbür cemaat gidilen bir bozcaada gezisinin vapurunda yan tarafta oturan süslü kadınlar karşı tarafta oturan bir (muhtemelen) geyi aşşağılayınca, içlerinden 17 tanesi kadınlara saldırıp 'sen hiç kendine bakıyor musun acaba?', 'kaç yaşında kadınsın utanmıyor musun insanların özellikleriyle dalga geçmeye?' 'inşallah çoluğun çocuğun gey olur.' gibi cümlelerle kavga çıkarırken, kavgaya dahil olmayan tek kişi de kendini kötü hissettiğini düşünüp 'sen bu halinle güzelsin.çünkü herkes nasıl gerçekse öyle güzeldir.' gibi beylik bir laf eder ki garip bir ağlama nöbeti gelir üstünüze.

    orada olmak bir umuttur bu kadınlarda. birisi için onu döven kocasını terk edip gidebilmenin umududur, bir başkası için bir sıfat sahibi olmanın umudu, bir diğeri için ayda 800 lira kazanabilen biri olmanın. kimisinin,kimseye hesap vermeden yaşayabildiği tek zaman dilimi bu okullardaki bir eğitim-öğretim günün öğlen molasından ibarettir. ve içlerinden bazıları öyle çok sever ki bu öğlen molalarını artık öğlen molasız yaşayamayacaklarına kanaat getirip, farkında olmadan adımlar atmaya başlarlar tüm hayatları bir öğlen molası olsun diye. pratik sanat okullarında bir sınavdan iyi not almak sadece iyi bir not almak demek değildir. 'bak işte yapabildim.' dir. 'acaba başka şeyler de yapabilir miyim?' dir. 'ben mi aptalım hıhhh.' tır. pratik kız sanat okulu öğrencileri güçlü kadınlardır. çünkü en azından denemiş kadınlardır. ve denemek başarmaktan çok daha önemlidir bazen.

    pratik sanat,

    hem işe gidip hem okula yetişebilmenin klonlama dışında yollarını icat edebilme becerisi geliştirmek, (bkz: ben)

    okuya okuya bitiremedin diye laf sokan görümceyi kocayı gazlamasın diye kafalayabilmek,

    komşu çocuğa bakmayınca, çocuğu da peşine katıp okula getirmek,

    'akşam gelecek misafirlere nasıl yemek yetiştireceğim?' sorununu sınıfta soğan patates patlıcan doğrayarak çözüme kavuşturma yoluna gitmek,

    aysel'le okulun kapısının önündeki pratik kız sanat okulu tabelasının tam altında sigara içip dedikodu etmek,

    pazartesi günleri evden getirilen pohaçayı böreği afiyetle yemek,

    buradan çıkınca üniversiteye de gitsek mi acep kız? muhabbeti yapmak,

    'biz mi yaşlıyız ayol. hem okumanın yaşı olmaz.' diyerek birbirini gazlamak,

    umudunu yitirmemek,

    umudunu yitirtmemek,

    zehra'nın tavuk suyuyla ıslatılmış soğuk şehriye pilavını sevebilmektir.

    3 senenin sonunda 18 kız kardeş sahibi birisi olarak çıkarsınız nefret ederek girdiğiniz o kapıdan. 18 kız kardeş az şey değildir haaa! 18 hikaye 18 insan ve 18 dünyadır herşeyden önce.

    not: herhangi bir pratik kız sanat okulunun çocuk gelişimi programı 2009/1 sınıfı öğrencileri sevdiye, zehra, aysel, seda, cemile, nuran, gül, şirin, fatma, sümeyye, bahar, zilan, ayşenur, kadriye, sultan, meryem, zekiye ve saadet, sizi, hikayelerinizi, bana öğrettiklerinizi ve cesaretinizi kalbimin en nadide köşesine işlediğimi bilmelisiniz. hepiniz çok güzel, çok cesur, çok güçlü kadınlarsınız. siz bu dünyada olduğunuz için bu dünya çok şanslı... kimse ne kadar değerli olduğunuzu çaktırmayacaktır bazen yine. bilin ki bunu size çaktırmayışları değersiz olduğunuzdan değil, değerinizi fark edersiniz de ne düşlüyorsanız o olursunuz diye korktuklarından. hepiniz çok değerli ve çok özelsiniz. hepinizi seviyorum.

    (bkz: bu gün itibarıyla 25 yaşında lise diplomasını eline almayı başarmış lezbiyen kadından dramatik entry)

hangi adres için link oluşturulacak ?

görünecek isim ne olacak ?